13 Mart 2010 Cumartesi  
 
Google



Googleda Ara
Sitede Ara

 

Ana Sayfa / Magazin / Özge Özder Prenses Cavidan'ı özleyecek

Bookmark and Share

Özge Özder Prenses Cavidan'ı özleyecek
Yazdır Yorum Gönder
“Dudaktan Kalbe” dizisinin Prenses Cavidan’ı Özge Özder, dizinin ekranlara veda etmesine üzüldüğünü itiraf etti. 

 “Ekipteki arkadaşlarımı şimdiden özledim” diyen oyuncu, bu boşluğu nasıl dolduracağını ise çok geçmeden buldu. Dizinin bitmesini fırsat bilip tatile çıkmak yerine kağıda kaleme sarılan ve senaryo yazmaya başlayan Özder, en büyük hayalinin Ferzan Özpetek ve Fatih Akın’la çalışmak olduğunu söylüyor.

ozgeozder3

“Dudaktan Kalbe” ekranlara veda etti. Nasıl hissediyorsunuz kendinizi?


- Her şeyden önce “Dudaktan Kalbe”de olmak bana çok mutluluk verdi. O dizi teklif edilmeden önce “Yaprak Dökümü”nün tanıtımları dönüyordu ve ben de iç geçirmiştim “keşke bu işte olsaymışım” diye. Çok az dizide bunu hissederim gerçekten. “Dudaktan Kalbe”nin teklifi gelince de diğer projeleri dikkate almayıp hemen onu seçmiştim. Tabii bu kararımda şirketin Ay Yapım, yönetmenin ise “Haziran Gecesi”ndeki yönetmenim Andaç Haznedaroğlu olması büyük rol oynadı. ıyi ki kabul etmişim.


Ekip içindeki uyum nasıldı?
- Ekip açısından da şanslıydık. Çünkü birbirini çok seven insanların aynı projeye denk gelmesine pek sık rastlanılmaz. Çok keyifli bir setti bizimkisi gerçekten... şimdiden birbirimizi özlemeye başladık, finale adapte olamadık.


Seyircinin Prenses Cavidan’a yaklaşımı nasıldı? Sokakta nasıl tepkiler alıyordunuz?
- Seyircinin tepkisi çok olumluydu. Sokakta “Prenses prenses” diye çağırıyorlardı. Negatif bir tipi canlandırsam da beni beğendiklerini, karakteri çok doğru oynadığımı, karaktere çok yakıştığımı söylediler hep...


Zor bir rol müydü?
- Zor demeyelim de, benim için değişik bir roldü. Daha önce oynadıklarımın tam zıttı bir karakterdi çünkü Cavidan... Bu değilim benim için çok iyi bir egzersiz oldu. Yelpazem genişledi, bir renk daha kattım. Dolayısıyla, her açıdan benim için çok çok iyi geçen iki sezondu. Çok mutluyum. Keşke devam edebilseydik ama her şeyi tadında bırakmakta fayda var. Güzel bir noktada bitirdik.

ozgeozder21_600



Tiyatrolar seyirci sıkıntısı çekmiyor

Dizi sürerken ıstanbul şehir Tiyatroları’ndaki çalışmalarınıza da devam ediyordunuz. “Dudaktan Kalbe”nin popülaritesi tiyatroyu nasıl etkiliyordu?
- Aslında tiyatrolarda sanıldığı kadar ciddi bir seyirci problemi yok. Öyle lanse edilmesi bazı insanların hoşuna gitse de iyi oyunlar, iyi filmler bir şekilde hak ettikleri ilgiyi görüyor. Bir de şehir Tiyatroları’nda olduğum için ben biraz şanslıyım. Çünkü oranın belli bir izleyici kitlesi zaten var.

Hemen hemen bütün oyunları takip ediyorlar. Biz seyirci sıkıntısı çeken bir kurum değiliz. Özel tiyatrolarda da iyi oyunlar sahnelendiğinde yer bulmak güç oluyor. Yani aslolan izleyicinin açlığını doğru noktada yakalayıp, ona göre projeler çıkarmak...


Andaç Haznedaroğlu ile bu iki kez çalıştınız. Size “yönetmen oyuncusu” diyen oluyor mu?
- Andaç Haznedaroğlu bana her zaman “En uzun çalıştığım oyuncu sensin” der. Ama ben “Dudaktan Kalbe”nin görüşmelerine ilk gittiğimde yönetmen belli değildi. Andaç Haznedaroğlu dendiğinde havalara uçtum o yüzden... Tabii ki bütün oyuncular yönetmenin onayından geçer, ama “Bunlar iyi anlaştılar, birbirlerini işlere sürüklüyorlar” diye bir düşünce de oluşmasın. Yaptığı her işte gözüm kapalı olacağım bir yönetmendir Andaç... Çok iyi oyuncu koçudur, her şeyden önce ben onun işini nasıl yaptığını bilerek sete gidiyorum. Kodlarımız çok tutuyor onunla...


Senaryo yazdığınızı da biliyorum. Elinizde neler var şu an?
- Halihazırda yazdığım iki çocuk oyunu var. şehir Tiyatroları’nda sahneye konulacak, görüşmeleri hâlâ sürüyor. Büyükler için de bir tiyatro oyunum var bitirdiğim... Onun haricinde bir hikayem var, onu bir arkadaşımla kısa film yapacağız.


Konusu ne bu hikayenin?
- Erkeklerin kendinden kaçmak için kullandığı maskeler üzerine bir hikaye... Büyük olasılıkla anlattıklarım kadınlara çok tanıdık gelecektir. Son zamanlarda sürekli yazıyorum. Bir uzun metraj senaryo da çıktı. Sadece son sahneleri kaldı.

ozgeozder22_600



Çalışmak istediğim iki yönetmen var

Yazma hevesiniz son zamanlarda daha da artmış gibi...
- Kendimi bildim bileli yazıyorum aslında... Daha önceleri düz yazı ve hikayelerdi, şimdi ise ağırlıkla olarak senaryo yazıyorum.


“Sıfır Dediğimde” filminde rol almıştınız. O film beklentilerinizi karşıladı mı?
- “Sıfır Dediğimde”den gerçekten çok büyük keyif aldım. Biliyorsunuz, Houston Film Festivali’nde çok ses getirdi ve binlerce film arasından sıyrılıp ödüle layık görüldü o film... Yani başarı ille de gişede olmuyor. Öyle yönetmenler var ki, hiçbir şeyi kopyalamadan ve ne gişe getirir, ne kadar tutar diye düşünmeden, sadece kendi dünyalarına olan inançlarıyla yola çıkıyorlar. Gökhan Yorgancıgil de öyle yaptı, yani çok etkileyici bulduğu bir hikayeyi filme çekti. Bu cesaretinden dolayı kendisine çok saygı duyuyorum. Yaptığı işin arkasında durdu. Ben de o işin arkasında duruyorum, çünkü çok keyifliydi.


Çalışmayı hayal ettiğiniz yönetmenler var mı?
- Ferzan Özpetek’le ve Fatih Akın’la çalışmak en büyük hayalimdir benim. Her ikisi de çok beğendiğim yönetmenler...


Yeni sezon için “evet” dediğiniz bir dizi var mı?
- “Evet” dediğim değil ama görüşme halinde olduğum projeler var. Sitcom tadında şeyler de geldi, aksiyon-polisiye tarzında teklifler de... Değişik roller için teklif almak çok hoşuma gidiyor. Demek ki her türü oynayabileceğimi düşünüyorlar. Ama dediğim gibi henüz netleşen bir proje yok. Gerçekten beni etkileyecek iyi bir şirket, iyi bir senaryo, iyi bir ekip beklentisi içindeyim.



ERKEğE TIRNAKLARINI GEÇıREN KADIN OLMAM

Eşiniz Tansel Öngel, Trabzon Devlet Tiyatrosu’nda görevli... Evlilikte araya bu kadar mesafe girmesi sorun yaratmıyor mu?


- Ben her zaman kendi ayakları üzerinde durabilen, kendi hayatını kendisi kurtaran, hayatla tek başına mücadelesini veren bir kadındım. Önceki ilişkilerimde de bu durumdan taviz vermedim. Bir erkeğe yaslanmak, bir erkeğe tırnaklarını geçirmek durumundan hoşlanmıyorum. Mesela ben eşimin çalıştığı setlere toplasanız 4 ya da 5 kez gitmişimdir. Erkeğinin sürekli burnunun dibinde gezmek isteyen bir insan olmadım hiçbir zaman... Bir oyuncu olarak set psikolajisini bilmemin de bunda etkisi var. Dolayısıyla uzaklık bizim için sorun olmuyor.

 



  Bookmark and Share
Yorumlar
Buraya henüz yorum yazılmamış, ilk yorumu siz yazın.
Yorum yazmak için tıklayın.