|
Okan şimdide kendini çekti
 60 kez görülmüş
Dergilerle nadir zamanlarda röportaj yapan Okan Bayülgen, Esquire’ın kapak fotoğrafları için kamera önüne geçti.
İşin asıl enteresan tarafı, kapak fotoğraflarını çekenin de Bayülgen olmasıydı! Bu konseptle dergicilik tarihinde bir ilke imza atan Esquire ile Bayülgen’in iç sayfalar için yaptıkları çekimler de son derece enteresan… İç sayfalarda yer alan fotoğraflarda farklı bir imaja bürünen Bayülgen; takım elbisesi ve fötr şapkasıyla Charlie Chaplin’i, çizgili tişörtü ve serseri havasıylaysa Pete Doerthy’i anımsatıyor. Bir hayli kilo verdiği de gözlemlenen Bayülgen, çekime hazırlanırken bir hayli titiz davranıp stüdyoyu iki kez kurdurmuş ve çekimin tamamını asistanıyla beraber bir saatte tamamlamış… 
Başında “yerli” ibaresi olan her şeyden korkarım. Bu topakları sevmediğimden değil; bilâkis özel ilgim vardır bu coğrafyaya. Ama ne bileyim, bu ülkenin mamulleri beni ihtiyatlı davranmaya iter. Yerli otomobil, yerli buzdolabı… Aynı şey yerli kapak için de geçerli. Evet, doğrudur; yerli bir kapakla daha çok ilgi çekersiniz, yaptığınız iş daha çok ses getirir ama iş nihayete erene kadar da ömrünüzden ömür gider. Okan Bayülgen kapağı da ömürden ömür götürecek cinsten. İsim bu kadar büyük olunca; ikna, konseptin oluşturulması ve çekimin tamamlanması süreçlerinin her biri ayrı önem kazanıyor… Çekim günü kararlaştırdığımız saatte stüdyoda hazır bulunuyorum. Mekâna benden önce Okan’ın (Bu noktadan sonra, samimiyetine güvenerek kendisine böyle hitap edeceğim.) ekibi gelmiş. Hazırlıklar devam ediyor. Ne de olsa ülkede ilk defa bir kapak modeli, kapak fotoğrafını kendisi çekecek. Kafanız mı karıştı? Hemen açıklayayım; çocukluk yıllarınızı düşünün. Vesikalık fotoğraf çektirmeye giderdiniz de fotoğrafçı sizi perdeyle ayrılmış yere alırdı ve “Kafayı hafif sağa yatıralım, biraz da gülelim.” derdi ya. İşte burada, bu uyarıyı yapan da, poz veren de aynı kişi… Esquire’ın kapak prodüksiyonunu yerli bir erkekle yapma kararı aldığımızda aklımıza üç isim gelmişti. Okan da bu isimlerden biriydi. Diğerlerini açıklamıyorum; fırsat bulur da hayata geçirebilirsek zaten görmüş olursunuz. Okan ile kapak çekimi yapma fikrimi duyan meslektaşlarım, beni ihtiyatlı olma konusunda uyardı. Öne sürdükleri sebepler, hepinizin bildiği, Okan’ın zor anlaşılabilen bir insan olması noktasında birleşiyordu. Problem yoktu; ben de zor bir insan profili çizerdim; olur biterdi. Boşuna “Deli deliyi görünce çomağını gizlermiş.” dememiş atalarımız… Okan titiz adam. Çekim için hazırlanan stüdyoyu beğenmiyor ve tüm ekipmanı yandaki stüdyoya taşıtıyor. İş konusunda titiz olan insanlara saygım sonsuzudur; bu yüzden stüdyoyu değiştirmesini hayranlıkla seyrediyorum. “Demek ki bir eksiklik gördü.” diye geçiriyorum içimden. Yeni yerde hazırlıklar tamamlanıyor. Okan, ışıkla ve fotoğrafın tüm detaylarıyla bizzat ilgileniyor. Arada, anlamadığım teknik konuşmalar da geçmiyor değil. Olsun, ben anladığım kısımdan sorumluyum; nasıl bir kare istediğimi söylemiş ve onay almıştım; gerisi profesyonellerin işiydi… Çekimin kontrolünü Okan’a bırakıp müsait bir yere konuşlanıyorum. Okan bir yandan karelerini çekerken, bir yandan da ekibine teknik talimatlar veriyor. Bir kapak figürünün kendi fotoğraflarını çekiyor olması, etraftakilerin de ilgisini çekiyor ve stüdyo ufak ufak ziyaretçi almaya başlıyor. Okan’ın eli çok hızlı. Kadraj ayarlarını yaptıktan sonra, planları ışık hızıyla çekebiliyor. Bir kareyi çekerken, bir sonrakini planladığını gözlerinden anlayabiliyorum.

|