|
|
|
|
Bekaret denen cinsel tabu
Ülkemizde kadının toplumdaki yeri ve cinselliği ifade etme şekli, yöreden yöreye değişkenlik gösteriyor. O yüzden tüm Türkiye için geçerli net bir şey söylemek mümkün değil. Kırsal kesimde kadın daha çok evin işini yapan, tarlada çalışan ve cinsellikte de kocasının isteklerini yerine getirmesi gereken biri olarak görülüyor. Şehirde ise kadın artık ekonomik özgürlüğünü kazanmıştır. Kendini her açıdan daha iyi ifade edebilmekte ve cinsellikte de beklentilerini ortaya koyabilmektedir
Türk toplumunda kadın cinselliğine karşı ikiyüzlü bir bakış açısı hakim. Bir yandan kadın medyada cinsel obje olarak görülüyor. Kadının varlığı bile seksi çağrıştırıyor. Diğer yandan da kadının evlenene kadar cinselliği yaşamasına hoş bakılmıyor ve kadın erkeğin hatta ailenin namusu gibi görülüyor. Yine kız çocukları yetiştirilirken erkeklerden ve cinsellikten uzak durmaları telkin ediliyor. İlk cinsel ilişkiyle ilgili kız çocukları korkutuluyor. Ancak evlenince de eşlerini cinsel yönden her anlamda mutlu etmeleri ve bir anlamda eşlerinin seks tanrıçalarına dönüşmeleri bekleniyor.
Yani kadının cinsellik konusundaki rolü gerçekten zor; cinsel açıdan isteksiz olduğunda soğuk olarak damgalanıyor, arzuluysa da eşi daha önceden bir deneyimi olduğunu düşünebiliyor ve onu suçlayabiliyor. Kadın yatakta özgür ve rahat hareket edemiyor, isteklerini eşine rahatça söyleyemiyor.
Türkiye’de cinselliği, bekaret kavramı olmadan tartışmak henüz mümkün değil. Çünkü bekaret, hala Demokles’in Kılıcı gibi kullanılıyor ve bu kılıç çok cana maloluyor.
‘Bekaret kadının namusunun simgesidir’ cümlesine ‘kesinlikle’ katılanların oranı, 67.1. Metropollerde 57.4’e düşen bu oran, Doğu Anadolu bölgesinde 88.7’yle tavan yapıyor. Bekaretin hala babanın/kocanın namusu olduğunu düşünenlerin oranı da hiç az değil: 52.4.
Buna karşılık neredeyse her üç Türk’ten biri (yüzde 28.4) evlilik öncesi cinsel ilişkinin bekarete zarar gelmeden yaşanmasını normal karşılıyor! Yine neredeyse her üç Türk’ten biri (yüzde 29.4) kadınların bozulan bekaret zarlarını diktirerek evlenmesine ‘kesinlikle’ ya da ‘biraz’ katılıyor! Ve böylece TNS PİAR’ın Hürriyet için yaptığı Cinsellik Araştırması, Türklerin bekaret konusundaki ‘ikiyüzlülüğünü’ gözler önüne seriyor.
Muhafazakarların yaman çelişkisi
Türkiye, kadının bekareti ancak evlilikle bozulmalıdır görüşünde yüzde 85 oranında fikirbirliği içinde. Böyle düşünen Türklerin dünya görüşlerine baktığımızda muhafazakar kesim yüzde 95.4 ile Türkiye ortalamasının epey üzerine çıkıyor. Yani toplumun bu kesimi için bekaret, tartışılmaz bir kesinlikte. Aynı kesim, yüzde 94.9 oranında bekaret kadının namusunun simgesidir, diyerek bu konudaki kesinliğini gösteriyor. Hatta, yüzde 89.8 oranında bekaret babanın/kocanın namusudur; yüzde 89 oranında da, erkekler bekareti bozulmamış kızlarla evlenmelidir diyerek bekaret denildi mi, taviz yok demeyi sürdürüyorlar. Buraya kadar gayet tutarlılar. Ama araştırmanın en şaşırtıcı sonuçlarından birine tam da bu noktada rastlıyoruz: Bekaret konusunda tavizsiz olan bu kesim yüzde 25.9 oranında, erkekler için çok önemli ise kadınların bekaret zarlarını diktirerek evlenmelerinde bir sakınca yok, diyor. Muhafazakar kesimdekilerin yarıya yakını da evlilik öncesi cinsel ilişki ancak bekaret bozulmadan yaşanabilir, görüşünde.
|
|