|
|
|
|
Andropoz
Erkek menopozu deyimi, ruhsal değişim geçiren, alışılmış dışında davranışlar sergileyen orta yaş erkekler için 1940 larda kullanılmaya başlandı. Yanlış olarak kullanılan bu deyimin yerini daha sonra, menopoz kelimesine benzetilerek, eski Yunanca ando ve pause kelimelerinin bileşimi ile meydana getirilen ve erkekliğin sonu anlamına gelen andropoz kelimesi aldı. Bazen yine benzer anlam ifade eden viripoz kelimesi de kullanılmaktadır. Kelime anlamı düşünüldüğünde andropoz hala uzun yıllar tartışmaya aday bir konu olmaktan kurtulamayacaktır. Çünkü erkekte, kadında olduğu gibi ani bir duruş söz konusu değildir. Menopozda duran kadının cinselliği değil, adet kanaması ve doğurganlığıdır. Erkekte durduğu iddia edilen olay ise belirsizdir. Aslında duran bir şey yoktur. Fizyolojik olaylar yaşla birlikte değişime uğramakta, ama son bulmamaktadır.
Gerçekten erkekte de menopoz benzeri bir durum var mı; varsa hangi yaşlarda ve nasıl belirtilerle kendini göstermektedir; tedavi edilebilir mi, ya da meydana gelmesi engellenebilir mi? Yoksa kadınlar orta yaş dönemini sıkıntılı atlatırken, erkekliğin gerçekten yaşı yok mu; andropoz erkek kadın eşitliğini abartan feminist bir yaklaşım mı? Bu sorular yıllardır tartışılmaktadır.
Yaş ilerledikçe erkeğin cinselliğinde değişmeler olduğu şüphesizdir. On sekiz yaşlardaki cinsel performansın gittikçe kaybolduğunu fark etmeyen erkek yoktur. Cinsel arzu eski şiddetini kaybeder, penis serleşmek için artık biraz daha zaman ve biraz daha uyarı istemektedir. Artık cinsel birleşmeye her zaman hazır olma şansı yoktur. Hatta ereksiyon eskisi kadar sert olmamakta, boşalırken meni eskisi gibi fışkırmamaktadır. Cinsel birleşmeden sonra bir daha denemek için en azından bir iki takvim yaprağı daha koparmak gerekmektedir.
Orta yaşlarda birçok erkek vücudundaki genel fizyolojik değişmeleri ve bu arada cinselliğine ilişkin farklılıkları gözlemlemektedir. Gençlik hırs ve heyecanının kaybolduğu, genellikle oturmuş bir iş ve düzenli bir aile yaşantısının olduğu bu dönemde fizyolojik değişiklikler bazen sosyal ve psikolojik olaylarla örtülmektedir. Ya da bir sendromdan söz edilecekse, psikolojik sosyal ve fizyolojik olayların etkisi altında oluşan bir orta yaş dönemi söz konusudur. Ancak bu kesinlikle kadın menopozundan farklıdır. En azından erkek ölünceye kadar baba olmaya adaydır.
Andropoz döneminde ortaya çıkan başlıca belirtiler cinsel istekte (libido) azalma, hafıza zayıflığı, halsizlik ve osteoporoza eğilimdir. Bu belirtiler 30-40 yaştan sonra hemen her erkekte ortaya çıkması muhtemel hormonal, fizyolojik ve biyokimyasal olaylardan kaynaklanmaktadır. Çoğunlukla 50-55 yaş civarında kendini gösterir; bazı erkeklerde 65 yaşına kadar geciktiği olmaktadır.
Bu değişmeler, testosteron hormonunun kanda azalmasına bağlanmaktadır. Bu yüzden bazı uzmanlar testosteron hormonu ile tedavi edilmesi gerektiğini savunmaktadır. Ancak psikolojik, kişiler arası etkileşimle ilgili, sosyal ve ruhsal boyutları olan bir durumla karşı karşıya olduğumuz unutulmamalıdır.
Testosteron hormonu vücutta birçok metabolik olayda rol almaktadır. Kadında östrojen hormonunun erkekteki karşılığıdır. Erkek cinsel gelişimi, cinsel isteğin uyanması gibi hususlardaki rolünün yanında, vücutta protein sentezine yardımcı olur. Ayrıca kan hücrelerinin, kemik iliği hücrelerinin üretimini, kemik yapımını uyarır. Yağ ve karbonhidrat metabolizmasında rol alır. Karaciğer fonksiyonlarını etkiler, prostat bezinin büyümesinden sorumludur.
Testosteron hormonu azlığının yanında, andropozu hazırlayan nedenler arasında birçok etmen vardır. Bunlar arasında fazla alkol kullanımı, sigara içme, şişmanlık, reçeteli-reçetesiz ilaç kullanma, tansiyon yüksekliği, kötü beslenme, egzersiz yapmama, kan dolaşımı bozuklukları ve orta yaş depresyonu başta olmak üzere psikolojik problemler sayılabilir.
1940 lardan beri sözü edilen bir konu olmasına rağmen, son zamanlara kadar üzerinde fazla durulmamakta ve göz ardı edilmekteydi. Ayrıca andropozda belirtiler çok silik olmakta ve kişiler arasında büyük farklılıklar görülmektedir. Bazı erkekler, kendindeki değişimin farkına bile varmamaktadır. Andropoz, menopoz gibi bir sendrom olarak kabul görmediği için, olan şikayetler çoğu kez, hastanın o günkü ruhsal durumuna ve birlikte olabilecek diğer metabolik değişikliklere bağlanmaktadır. Ortalama ömür uzadıkça ve insanlar daha fazla yaşam kalitesi elde etme arayışına girdikçe, andropoz daha çok ilgi görmekte, ve tedavi arayışları gündeme gelmektedir.
|
|